001
9.05.2024

SİSTEM DIŞI FIRLAMA

+ ANA METİN

Işın Çocuk yazdı...

Peki ne demek sistem dışı fırlama?

SİSTEM, insanlık tarafından son buzul çağından beri Anadolu’da tarım ve hayvancılık devrimiyle yeryüzünde yapılandırılmaya başlayan beşeri düzendir, yani: DÜNYA!

Basit ama göz ardı edilen esas; insan odaklı bir alem olan dünya ve yeryüzü farklı olgulardır. Küresel yapı ve kavramsal düzen gezegenin üzerine konumlanmış insanlığın fiziksel ve metafiziksel uzantısını yansıtır.

“Yeni Dünyanın” keşfiyle boyut atlayan, yaklaşık on iki bin yıllık bu sistem, Taş Tepeler’den başlayarak İstanbul’a kadar çağlar boyu sürekli zenginleşen, geliştikçe de farklı kurumlara oturtulmuş bir mega yapıdır. Yani: MEDENİYET.

Ne Babil, ne Mısır, ne de Roma, sistemin kült ve kültürünün anasıdır. Bugün hala işleyen tüm temel yapıların ana damarı, anavatanı Anadoludur!

Binlerce yıl boyunca Anadolu çiftçileri ve bu topraklardan doğan ilimi bir film gibi işleyen mitolojiye, hayatı idare eden sisteme dönüştürdüler. Kendini anlatan canlı sembolleri, dalga dalga giden göçlerle yeryüzüne hayatın yol yordamı olarak yaydılar.

Taş Devrinden Bronz Çağına gelindiğinde, medeniyetin bugün kaos yaratan bütün çarkları oluşmuştu. Dünyanın merkezinde meydana gelen olaylar, yazılı kaynakların çerçevelediği peygamberler tarihi, zamanımıza yaklaştıkça daha da bulanıklaşan kadim tabloyu batıya gittikçe kökenine yabancılaştırdı. {Herşeyin Formülü A✋🏻9}

Amerika’nın başkenti Washington’daki sahte binalar ile sistem kendini Roma’nın devamı gibi görür. Oysa, asırların karmaşık yapılarını “Hristiyanlık” ile hazmeden ve bir Anadolu kolonisi olan Roma İmparatorluğu Osmanlı’ya evrilmiştir.

Yirminci yüzyılın başında, holdingler imparatorluk kavramına Osmanlı İmparatorluğunu yok ederek boyut atlattılar. Artık içinde can çekiştiğimiz devlet-ötesi küresel sistem oluşmuştu. İlk milyarderler, dijital devrimi finans edecek petrol patlamasıyla dünyanın dümenini ele geçirdiler. Bence, Birinci Dünya Savaşını tetikleyen doğal temel neden budur. Tarih sürecinde gelinen zaman itibariyle, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, dünyanın en medeni ve gelişmiş, eşitleyici sistem dışı fırlamanın ta kendisiydi. Ama, gel gör.

Bahsettiğim dünya düzeninin yapısal kaosu egemenliğini kendi ürettiği kavram karmaşasıyla ekonomik ve psikolojik cephelerde ekranlardan yönetir.

Si̇stemi̇n geneti̇ği̇, Matrix filmi gibi insanları fantastik gözbağıyla uyuttukları, emperyalizmin birey ezen ve ruh körelten, ota boka taptıran ideolojik simulasyonundan başka birşey değildir. Bu zihni ve bilinci eriten, günlük hayata kurgulanmış bir kanser. İnsanları somut mucize olan nefeslerine yabancılaştıran, kültürleri yok eden, holdinglerin çevirdiği FİLM FIRTINA, bu!

Siyasetin, para ve medyanın düzdüğü bir dümen bu: Sistem!
Sağlığı bozan ne varsa üreten, doğayı katleden bu: Sistem!
Savaşlardan servet yapan, dehşet bir evrim!
Kendi içine patlayan saçma bir volkan!
Sonuna doğru hortlayan basit bir uçurum bu!
SİSTEM! Sisi fos, kendi fos!

Bilindik hikayedir. Sonsuza dek tekrar eden bir sahneye terk edilen Kral Sisifos, geri düşeceğini bile bile, yuvarlak dev bir kayayı kan ter içinde yamaçtan yukarı iter. Her seferinde zirveye tam ulaşacakken insanlığın asla aşamayacağı sınırlar, tabiyatın yüceliği ve ölüm onun hakkından gelir. Mutlak son!

Fakat, sisteme ve ağalarına rağmen, şu an aramızdaki iletişimden doğan kıvılcım ile dünyanın elektronik damarlarında akacak yeni bir bilinç mümkün. Işık hızıyla zihniyet devrimi mümkün. Geçmiş nesillerin erişemediği, haspel kader bizim bulunduğumuz zamanın zirvesinden medeniyet tarihine bakmak ve kendi iz düşümümüzü dünyanın çehresinde görmek mümkün. Sanat ve kültürümüzde yaşayan karşısavın artık tüm insanlar tarafından anlaşılması mümkün. Ben bu mümkünata hayatımı adadım.

Ey, Türk Milleti, kahbe dünyaya verilecek bir Anadolu Dersimiz var! Ve bunu başarabilmenin tek yolu, karşı karşıya olduğumuz sistemin getirisi olan siyasi şeytanlıkları ezecek milli egemenliktir!

Kurucu dehanın matematiksel kilite yaptığı döküm, anayasanın ilk dört maddesi, vatandaşları eşitleyen kutsal istiklali ekran dışı hayata odaklayabilecek, güle oynaya gelen Anadolu ayılışının tek garantörüdür. Bütün tarihi katmanlarıyla yekpare bir bütün olan Türkiye, dünyaya hakikatini gösterebilecek tek tüten ocaktır!

Pekala, bugün burada, tarihine damgasını vuracak, erkanlarda sistem içi açılan girdap içi girdap, insanlığı yok oluştan kurtarabilecek tek olası devrim Zihniyet Devriminin temel taşıdır. Algı kırılması diyebileceğimiz yüksek bilinç şimşeğini kritik kitleye çakacak CUMHURİYETÇİ VATANSEVERLER çoktan harekette!

O halde, oyunun kuralları değişti. “Sistem dışı” dünyayı çekip çeviren güç ve suç şebekesi̇nin akademikleşmiş (kemikleşmiş) kontrol aparatının ötesindeki Hakikat bilincine işaret eder; fırlama ise akıllı ve baskı altına alınamayan bir çocuğa.

O çocuk biziz.

9

+ ÖTE METİN

Öte-metin, ana metnin içindeki yapı taşlarından kurgulanarak, tüm yazının temasını, şemasını ve ruhunu taşıyan bir tür şiirdir. Bu tekniği ilk kitabım BARB CONCERTO’da 2001 yılında geliştirdim.

Sistem: Dünya.
Fiziksel, metafiziksel.
Taş Tepeler’den medeniyet!
Kült ve kültürün ana damarı
Anadolu!

Film gibi mitoloji
canlı semboller
dalga dalga, yol yordam.

Taş Devrinden Bronz Çağına
kaos çarkları.
Yazılı kaynaklar kökenine yabancı.
Hristiyanlık!

Holdingler imparator, devlet-ötesi.
Dijital devrim, dünyanın dümeni,
egemenliğini ekranlardan yönetir.

Sistemin genetiği,
fantastik gözbağı,
emperyalizmin körelten simülasyonu,
kurgu kanser,
film fırtına.
Siyaset, medya,
katleden servet.

Dehşet saçma, basit bir uçurum.
Son sahne, bile bile, dev son.

Aramızdaki kıvılcım yeni bilinç.
Zihniyet devrimi,
zamanın zirvesi, iz düşümü, çehresi.
Sanat! Karşısav!

Türk Milleti bir, Anadolu tek!
Matematiksel döküm!
Ekran dışı ayılış,
tarihi girdap,
cumhuriyetçi vatansever
sistem dışı fırlama!

9

+ 1. BÖLÜM

+ METAGLİF

+ YAPAY ZEKA ÖZETLEDİ

Işın Çocuk, “sistem” terimini insanlığın tarım ve hayvancılık devrimiyle şekillendirdiği dünya düzenine ve Anadolu’nun merkezi rolüne odaklayarak açıklar. Anadolu’nun coğrafi, kültürel ve tarihsel önemi, medeniyetinin ve tüm iktisadi, bilimsel, ruhani, mitolojik kavramlarını oluşturur. Roma’dan Osmanlı’ya ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan süreçte, Anadolu’nun dünyaya olan katkısı belirgindir.

Ancak, bugünkü Batıcı düzen, sahte Roma binalarıyla dolu bir kavram karmaşası ve ekonomik kanserle yönetilen yapısal bir kaos haline gelmiştir.

Karşı duruş, hakkın tecellisi ve Anadolu’nun derin öğretileriyle gerçekleşecek bir zihniyet devrimine dayanır. Sistem, insanları ideolojik simulasyonla uyutan ve özgürlüklerini kısıtlayan bir genetik yapıya sahiptir. Ancak, Türk milletinin özgün karakteri, Anadolu’nun ruhu, bu yapıya karşı bir anti-tez oluşturur. Sonuç olarak, “sistem dışı fırlama”, güç ve suç şebekesinin ötesindeki Hakikat bilincine ve direngen bir ruha işaret eder, bu da akıllı ve baskıya karşı koyan bir çocuğa benzetilir.

+ DİNAMİT TAMLAMALAR

Dinamit Tamlamalar, düşündürücü ve kendini açıklayan, anlam patlaması yaratan, kavram oluşturucu müstakil ifadelerdir. Sadece iki kelimeden oluşmaları nedeniyle en küçük derin anlam birimleridir. Şiirin sihirli edebi gücüyle dikkat çeken vurgular ve felsefik yapıtaşlarıdır.

SİSTEM